Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Dünya 0 116

Sivil toplumun ve sosyal girişimciliğin zirveye koştuğu bir dönemden geçiyoruz. Sosyal sorumluluk odaklı ve şeffaf bir tutum belirleyerek öncelikle bireylerin sonra toplumun ihtiyacı olan çözümleri üretebilmek ve bunun bulaşıcı hale gelmesi için çalışmak “sosyal girişimcilik” desek yanlış olmaz.

Peki temelinde fark yaratarak fayda sağlamayı barındıran bu eylemler dizisinde gerçekten fark yaratmak ne kadar mümkün olabilir? Sosyal girişimcilik ciddi anlamda bir sektöre evrildiğindeki gidişat bunu açıkça gösteriyor. Sıradan bir proje olarak kalmamak ve diğer girişimciler arasından sıyrılmak ne kadar önemli?

Bu sorularda aslında sosyal girişimciliğe ve sektöre yönelik irdelenmesi gereken sorunlar olarak hayatımızda yer etmeye başladı. Tarım sektöründen bir probleme çözüm yaratmaktan tutun da kadın istihdamına, yenilikçi medya hareketlerinden sosyal sorumluluk projelerine günümüz dünyasında sorun olan birçok probleme çözümler üreten sosyal girişim projeleri sürdürülebilirlik problemini ‘geliştirilebilme’ aşamasında da yaşamakta. Yani projenizin ilerleyen süreçlerde daha önce hiç çözüm sunulmamış bir alana çözüm üretmesi veya mevcut projelerden bir adım daha gelişmiş versiyonu olmasıyla alakalı bir durum. Hemen her konuda yaşadığımız tükenme sorunu bu alanda da baş göstermeye başlayacak. Fakat uçsuz bucaksız bir dünya ve uçsuz bucaksız problemlerimiz olduğunu düşünürsek aslında o kadar da imkansız bir şey görünmüyor. Yani inandığınız takdirde sonuna gidilmeyecek yol yok gibi. Bu anlamda sosyal girişimciler, her şeyin mümkün olduğu bir dünya vadeden rol modellerdir.

Aslında tarih boyunca bir çok sosyal girişimci vardı. Tüm bu kavramlar ve imkanlar yokken bile! Örneğin Florence Nightingale 1800’lerde hemşirelik sistemini kurarak sağlık alanında bir devrim yaratmıştır. Bebeklik çağından itibaren kör, sağır ve dilsiz olmasına rağmen fiziksel engelliler için yaptıklarıyla birçok başarı yaşamış olan Helen Keller dönemi için önemli bir sosyal girişimciydi. Modern çağda ise artık elle tutulur bir olguya vardık ve bir pazara açıldık. Dolayısıyla sorunların şikâyetçisi olmak değil, çözümün bir parçası olmak ve bir adım önden gitmek her zaman önceliğiniz olacak. Yalnız olmadığınızı ve her zaman iyiliğe gidecek bir yol olduğunu unutmamak gerek belki de. Helen Keller, Florence Nightingale ve daha nicelerinin açtığı yollar gibi… Dünyanın sosyal girişimcilere, yapacakları işlere, enerjilerine, yaratacakları ilhama ihtiyacı var. Bugün ve yarınlar için. Unutmayın; “Dünyada ne kadar sorun varsa o kadar da çözüm bulunur. Her sosyal değişimin arkasında bir kişi mutlaka vardır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir