Sosyal Girişim Dünyada Ne Durumda? 0 165

Eğer çevrenizde sizi rahatsız eden, keşke daha farklı şekilde olsaydı dediğiniz topsumsal, çevresel ya da sosyal bir sorun varsa, belki de bununla ilgili yapabileceğiniz şeyler vardır.

Son yıllarda sosyal girişimler o kadar çoğaldı ve büyük faydalar sağladı ki değişim yaratmak isteyen insanlar için bir umut kaynağı haline geldi. Sosyal girişimcilik aslında tüm dünyada çok yeni bir kavram. Önceleri kişilerin kendi sermayeleriyle iş kurmaları olarak adlandırılan sosyal girişimcilik, son yıllarda topluma fayda sağlamak için bir girişim hayata geçirerek, bu çalışmadan sağlanan kârı da yine girişime yatırarak fayda alanını genişletmek olarak tanımlanıyor.

Birincil amacı topluma fayda sağlamak olan STK’lar da sosyal girişim olarak adlandırılıyor. Ancak STK’ların yanı sıra birçok güzel değişim gayesiyle ve fikirle yoluna başlayıp faydalı sonuçlar elde etmiş girişimlerin sayısı da oldukça yüksek. Bu çalışmalarda gönüllülük esası da büyük etken. Sosyal girişimcilikte aynı mekandan çok aynı fikri paylaşan insanların bir araya gelmesi önem taşıdığı için internet üzerinden organize olabilmek büyük önem taşıyor.

Türkiye’de ise bu kavram henüz tam olarak oturmuş değil. İnsanlar sosyal girişimcilikle ilgili ya bilgiye sahip değiller ya da sahip oldukları bilgiler eksik ve yanlış. Peki Türkiye’de durum böyleyken dünyada nasıl?

Bugün ABD’de 90 milyondan fazla yetişkin haftada en az 3 saatini sivil toplum kuruluşlarına ayırıyor. Fransa’da toplumsal sektör, istihdamın yüzde 4,2’sini karşılarken, İngiltere’de yüzde 4, İtalya’da yüzde 2 dolaylarında gerçekleşiyor. Bu konuda kavramı oturtabilmeyi başarmış ve ciddi rol almış ülkelerin başında ise ABD ve İngiltere geliyor. Konunun yasal düzenlemelerine gelince, ne yazık ki henüz dünyanın hiçbir ülkesinde sosyal girişimcilikle ilgili belirlenmiş bir yasal düzenleme mevcut değil. Ancak bu konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapan ülkelerin sayısı hızla artmaya devam ediyor.

Sosyal girişimcilik alanında yapılmış en kapsamlı çalışma Avrupa Komisyonu tarafından gerçekleştirildi. Avrupa Komisyonu altında 2011 yılında kurulan “Sosyal İş Girişimi” sosyal girişim fikri olan kişilere uygun mali, idari ve yasal ortamı oluşturabilmek için çalışmalarını yürütüyor.

Komisyon sosyal girişimi bazı iş türlerini kapsayacak şekilde sınırlandırıyor. Bunlar;

  • Ortak malın sosyal ya da toplumsal anlamda yüksek düzeyde inovasyon yaratacak biçimde kullanılması ve kazançların bu sosyal hedefe ulaşma bakış açısıyla tekrar faaliyet göstermeye yönelik harcanması.
  • Örgütlenme ya da sahiplik sistemi yönetiminin, kuruluşun misyonunu yansıttığı demokratik ya da katılımcı ilkeleri kullanan ya da sosyal adalete odaklananlar.
  • Sosyal kooperatif biçiminde faaliyet gösterenler ve garanti ile sınırlı özel şirketler ile çalışanlar olarak nitelendiriliyor.

Ayrıca Avrupa Komisyonu’na göre sosyal girişimler çok çeşitli alanlarda faaliyet gösterebilir. Yani hiçbir konu sınırlaması bulunmuyor. Ancak faaliyetlerin çizgilerini belirleyebilmek adına yine de 4 ana başlık altında toplanıyor. Bunlar;

  • İş entegrasyonu – engelli ve işsiz insanlara eğitim ve entegrasyon sağlanması.
  • Kişisel sosyal hizmetler, sağlık ve tıbbi bakım, mesleki eğitim, sağlık hizmetleri, çocuk bakımı hizmetleri, yaşlılara yönelik hizmetler veya dezavantajlı insanlara yardım.
  • Dezavantajlı alanların yerel gelişimi, uzak kırsal alanlarda sosyal girişimler, kentsel alanlarda mahalle geliştirme / rehabilitasyon programları, üçüncü ülkelerle kalkınma yardımları ve kalkınma işbirliği.
  • Geri dönüşüm, çevre koruma, spor, sanat, kültür veya tarihi koruma, bilim, araştırma ve yenilik, tüketici koruma ve amatör spor.

Dünyanın önde gelen diğer sosyal girişim ağlarından bir diğeri ise Social Enterprise UK. Kurum bu konuyla ilgili o kadar ciddi ve nitelikli çalışmalar gerçekleştiriyor ki 6 hükümet departmanının bu konudaki stratejik ortaklığını yapıyor ve son 15 yıldır sosyal girişim konusundaki kamu politikalarını yönlendiriyor. Sosyal girişimde finansal desteğin ve devamlılığın büyük önem taşıması sebebiyle de İngiltere’nin büyük şirketlerinden bazılarıyla rakip olmaksızın iş ilişkileri gerçekleştiriyor. Bu sayede de dünyanın en büyük sosyal satın alma taahhüdünü yaratmış durumdalar.

Özellikle gelişmiş ülkelerde bu konuyla ilgili çokça çalışma bulunuyor. Bu ülkelerde bu kadar büyük organizasyonların gerçekleşebilmesi elbette ki hemen gerçekleşmiş gelişmeler değil. Umarız Türkiye’de de bu kavram hızlı bir şekilde oturur ve değişim, iyileşme yaratabilecek girişimlerin sayısı artar, başarıları devamlı olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir