Six Wayfinder ile sosyal inovasyon 0 46

Dünya çapında gerçekleştirilen SIX Wayfinder İstanbul buluşması geçtiğimiz günlerde imece yürütücülüğü ile Zorlu Center’da gerçekleştirildi. Ortak geleceğimiz için birçok önemli yöneticiyi ve sosyal inavosyon öncüsünü bir araya getiren etkinlik sosyal meselelere yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretme hedefinden yola çıkıyor. Sosyal girişimcilik adına yapılan bu çalışmalar uluslararası projelerin bilinirliğini ve geliştirilebilirliğini doğrudan etkilemesi bakımından oldukça önemli. Proje imece’nin yanı sıra ATÖLYE ve S360’ın içerik ortaklığıyla, Europe and Central Asia (UNDP) İstanbul Bölge Merkezi ve BROOKINGS DOHA CENTER’ın desteğiyle hayata geçirildi. Sosyal girişimcilik ekosisteminde inovasyonun ve çok daha fazlasının ele alındığı buluşmanın detaylarını 140journos yayını aracılığıyla yeni nesil sosyal girişimciler için derledik.

İstanbul buluşmasında dünya çapında yatırımcıyı ve değişim öncüsünü bir araya getiren Wayfinder, bu sene Carolyn CURTIS, Kriss DEIGLMEIER, Geoff MULGAN, Marcello PALAZZI, Ada WONG gibi önemli isimleri ağırladı. Oturumda en çok tartışılan konulardan biri şirketlerin sosyal inovasyon olgusuna nasıl yaklaştığı oldu. Dünya’da ve Türkiye’de “kurumsal sosyal inovasyon” nasıl yönetiliyor? Kurduğu global bir sosyal girişim oluşumu olan ‘Tides Foundation’ ceo’su ve filantropi sektörünün en güçlü 50 kadınından biri olan Kriss Deiglmeier; sosyal inovasyon alanında öğrendiği 3 şeyden bahsediyor: “Beceri ile pazarlık etmek, bağlantılar oluşturmak ve cömertlik.” İş dünyasının dünü ve bugünü ile beraber sürekli değişen ve sınırların kalkarak beklentilerin arttığından bahsettiğimiz sektörler arası küreselleşme sayesinde, sosyal girişim ekosisteminin de gelişim göstermekte olduğunu görüyoruz. İş dünyası ve stk’lar içinse şunları dilen getiren Deiglmeir; “Bir stk düşünün ki pazarlama bütçesi bir şirket kadar olsun. Firmalara yakın bir erişim kapasitesi olan stk’lar var mı? Stk’ların firmalardan, deneyimlerinden öğrenmesi gereken çok fazla şey var. İş dünyasıyla ortaklık oluşturmak istiyorsanız nasıl işlediğiyle ilgili bilgi sahibi olmak, ne gibi fırsatlar var bunları araştırmak önemli. Tüm startup’ların çalışanlarının vaktinin yüzde 1’ini ve kazandıklarının yüzde 1’ini sosyal inovasyona ayırmalarını sağladığımız projeler gerçekleştiriyoruz. Nasıl bir şirket olursanız olun şirketimizi sosyal inovasyon nasıl katarız diye düşünün. Ortaklarınızı bilin, nasıl çalışacağınızı bilin. Bir şey, ne olursa olsun bir şey yapın!”

Oturumda yer alan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ise sağlıklı bir toplumla başlangıç yapmamız gerektiğinden bahsediyor. Zorlu’ya göre sağlıklı, sürdürülebilir ve adımlarını sağlam basan bir şirket oluşturmak için sağlıklı bir toplum gerekiyor. Toplumun refahı arttıkça şirketin değeri de artacaktır. İkinci önemli faktör ise şirket içindeki insan kaynakları departmanı. Şirket çalışanları topluluğunuzun bir parçasıdır ve ortak bir değer yaratmak öncelikli amacınız olmalı. Bu ortak değerleri yarattıktan sonra sağlıklı oluşumlar yaratmak daha mümkün olacaktır.

Değişim yaratabilmenin kendi içimizden geçtiğini düşünen bir diğer yorumda Kale Grup Ceo’su Zeynep Bodur Okyay’dan. Kurumsal kültüre bu değişimi sokabilmenin çok zor olduğundan ve önemli olanın zihinsel dönüşüm yaratmaktan geçtiğini dile getiren Okyay; “Değişim istiyorsanız, dışarıdan değil önce içeriden başlamanız gerekiyor. Öncelikle sizin buna inanıyor ve bunu istiyor olmanız lazım. Akabinde çalışanlarınızla bu bağı geliştirmeniz gerekiyor. İnsanları bir şeylere zorlayarak bir şey elde edemezsiniz. Eğer insanlar şirketin yararına çalıştıklarını düşünüyorsa, neden şirkette çalıştıklarına dair bir neden bulabiliyorlarsa, bu kurumsal bir fayda sağlar. Daha iyi bir amaç için çalıştıklarını düşünen çalışanlar, bu değerlere daha fazla sahip çıkıyor ve daha mutlu çalışıyorlar.” Sözleriyle devam ediyor. Kurum içinde öncelikli beklentileri yarattıktan sonra sosyal iletişim ve sosyal sorumluluk temelli oluşumlar çalışanlar tarafından oluşturulmaya zemin hazırlayacaktır. Tüm bu görüşlerden anlayacağımız üzere birey odaklı toplum ölçeğini doğru oluşturabilen kurumlar tüm yönleriyle geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyecek. Toplumun harekete geçmesini sağlayacak maddeleri ise Leadbeater şöyle sıralıyor:

  • Doğru perspektifle doğru direktifler vererek süreci yönetmek
  • İnsanların bir arada olduğu platformlar sağlamak
  • Hiyerarşinin akışkan olması (liderlik ve hiyerarşilik bu süreçte önemli bir faktör ancak akışkan olması ve liderliğin paylaşılması gerekiyor)
  • Muhaliflerin kazanılması
  • Kampanyadan harekete geçilmesi

Fakat bu adımların hayata geçirilmesi için paranın etkisi oldukça büyük. Çoğunlukla sadece para kazanmakla ilgili olan iş dünyasının, anlama ve harekete daha çok yönelmesi gerektiğini söylüyor ve bir tavsiyeyle konuşmasını noktalıyor: “Yapılmak istenen her neyse, her şeyi bir ‘hareket’ gibi düşünün işinize bu lensten bakın.”

Peki sağlıklı toplumu oluşturmada önemli adımları başarıyla geçtik, “önümüzdeki on sene içerisinde değişim yaratmak için ne yapabiliriz? “başlıklı atölyede ise oluşturulan gruplar bu soruya yanıt aradılar. İşte cevaplar:

Sosyal finansmanın geleceği grubu: AB fonlarının sosyal konulara aktarılması gerektiğinde mutabık kaldık ve bunun hayata geçirilmesini istiyoruz.

İnsan odaklı tasarımın sosyal inovasyondaki rolü grubu: Sosyal ekosistemlerin çözüm oluşturmadaki rolünü ve sektörler arası iş birliği kurulmasının gerekliliğini konuştuk. Empati gücünü konuştuk: tüm sektörler birbirini tanımalı, karşılaştığı zorlukları fikir alışverişi yaparak birbiriyle paylaşmalı, birbirlerinin sorunlarından haberdar olmalı. ‘doğru soruları nasıl sorabiliriz’i konuştuk; isabetli soru sormanın önemini tartıştık. Son olarak, prototip ve hikaye anlatmanın rolünü konuştuk. Hikayeler nasıl prototip hale getirilip anlatılabilir, bunu tartıştık.”

Sürdürülebilir şehirlerin geleceği grubu: “Sürdürülebilir kalkınmayı, ‘şehirleri nasıl daha şeffaf hale getirilebilir’izi tartıştık, ‘nasıl daha kapsayıcı ve katılımcı olunur’u konuştuk, güven ilişkilerinin geliştirilmesi ve olabildiğince fazla kişinin katkısını ve fikrini alabilmenin yollarını; soruları herkese sormanın ve liderliğin paylaşılmasının önemini tartıştık.”

Yasal yapılar ve politikalar grubu: “Görünürlüğe ihtiyacımız olduğunu konuştuk. Girişimcilik var ama daha fazla yönetişimi ihtiyacımız var. Bu bağlamda hukuki bir çerçeve yaratılması sonucuna vardık.”

Gençliğin rolü ‘değişim öncüleri ağı kurmak’ grubu: “‘Değişimi beraberinde getiren bir ağ oluşturmak mümkün mü?’ ‘gençler ve bu ağlar değişimi nasıl sağlayabilir?’ sorularını konuştuk. Paydaşların ve yapıların belirlenmesi ve bunun üzerine çalışılması gerektiği ön plana çıktı.”

Sivil toplum kuruluşları ve sosyal inovasyon ekosistemi grubu: ‘umut’ kelimesinin önemini pekiştirdik. İnsani kaynaklarda ve sosyal ekosistemlerde, sosyal laboratuvarın ve insan kaynaklarının oluşturduğu zenginliği tartıştık.”

Kamu sektöründeki yenilikçiliği yaratmanın bir yolu olarak sosyal laboratuvarları keşfetmek grubu: “‘Hükümetler bu konulara nasıl daha fazla ilgili duyabilir?’ sorusunu tartıştık. Ortak yaratıcılık konusunda nasıl daha çeşitli bakış açılarıyla çözüm bulabiliriz’i konuştuk.”

Verilerin ve dijital sistemlerin geleceği grubu: “sistemsel değişiklikler konusunda verilerin gizliliğini ve korunması gerektiğinin önemini tartıştık.”

Tüm bu değerler çerçevesinde sosyal inovasyonu teşvik edebileceğimiz birçok fırsat karşımıza çıkıyor aslında. Ortak değer ve bütünlük oluşturmayı hedefleyerek farklı bakış açılarını bir araya getirebilmemiz çok önemli. Böylece bilgi akışıyla birbirimizden birçok şey öğrenebilir ve geliştirilebilirlik sağlayabiliriz. Kurumsallaşma adına ise kamuoyu oluşturarak sosyal inovasyonu toplum içine entegre etmek, farklı grupları bir araya getirerek ortak bir paydada buluşturmak atacağımız sağlam adım olacaktır. Hedef kitleyi etkileyebilmek adına sosyal inavosyon kavramını aidiyet hissedebilecek kadar sindirmemiz gerekiyor. Böylece öncelikle kendimiz sonrasında içerisinde bulunduğumuz kurumu etkilememiz mümkün.

Peki sosyal inovasyon sektöründe kamu sorumluluğu tanımını nasıl belirleyebiliriz? Farklı paydaşları bir araya getirip nasıl mekanizma oluştururuz? Bunun cevabı ise geleceğe yönelik maliyetleri daha iyi tahmin etmek, gelecek yükümlülükler konusunda hayırseverlik yapmak ve bağımsız partnerlerle çalışmak.

Sonuç olarak kolektif bir anlayışla hareket etmek çok önemli. Tüm bu öncelikler sonucunda değişim kaçınılmaz olacaktır. Her geçen gün önemi daha da çok anlaşılacak olan kurum içi sosyal inovasyon kuşkusuz ki gelecekte çok daha farklı bir boyut alacak. Değişime dair çözüm aradığınız sorun her neyse yalnız değilsiniz. Sizde bu büyük oluşumun içerisinde yer almak, İstanbul buluşmasının tüm oturumlarına ulaşmak ve detaylı bilgi sahibi olmak için Six Wayfinder ve imece’yi ziyaret edin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir